Sadece birlikte başarabiliriz!

Göçmen Kadınlar Birliği 8. Kongresini tamamladı

Göçmen Kadınlar Birliği 8. Olağan Kongresinde yapılan çalışmalar konuşuldu, pandeminin daha da çok görünür kıldığı sorunlara karşa hangi taleplerle nasıl mücadele edileceği tartışıldı.

Pelin ŞENER
Göçmen Kadınlar Birliği 8.Kongresi 19-21 Kasım tarihleri arasında 19 şehirden 46 delege ve misafirlerin katılımıyla Frankfurt’ta gerçekleşti. Cuma akşamı göçün 60. Yılı vesilesiyle gerçekleştirilen bir söyleşi ile başlayan kongre, cumartesi günü Tülin Çokdeğerli’nin ve GKB Başkanı Ceyda Tutan’ın açılış konuşmalarının ardından dünyada ve Almanya’da yaşanan gelişmelerin değerlendirildiği, GKB çalışmalarının farklı yönleriyle ele alındığı oturumlarla devam etti. Akşam Aylin Evlende’nin şarkılarıyla katıldığı kültürel program, kültürel çalışmalar sürdüren derneklerin çalışmalarından örnekler sergilemesiyle sürdü. Pazar günü kadınlar önümüzdeki dönem çalışmalarını planladıkları verimli bir tartışma sürdürerek kararlar aldılar. 11 kişilik yeni yönetim kurulu seçimleriyle kongre sona erdi.

‘ÖNÜMÜZDE ÇOK İŞ VAR!’
GKB Başkanı Ceyda Tutan açılış konuşmasında “Son 2 yılda pandemi, beklenmedik zorluklarla bizi bunalttı. Ancak aynı zamanda gerek kendi aramızda gerek ülke sınırlarının çok ötesindeki kadın ve kadın örgütleriyle büyük bir dayanışma da yaşadık. Pek çok etkinliği ertelemek ve yeniden düzenlemek zorunda kaldık. Bu belirsiz dönemde hızlı tepki verdik ve hızlı hareket ettik. Pandemi eşitsizlikleri daha da görünür kıldı. Siyasette ve toplumda ton sertleşiyor. Bu nedenle, taleplerimiz için mücadele her zamankinden daha önemli. Önümüzde çok iş var. Kendi kaderimizi tayin eden bir yaşam için güçlü yönlerimizi birleştirelim!” diye konuştu.
Almanya’nın farklı şehirlerinden, farklı meslek ve yaş gruplarından delegeler kongrede sürdürülen tartışmalara aktif bir şekilde katılarak çalışma yaşamında, günlük yaşamda, eğitimde, sağlıkta yaşadıkları somut sorunları dile getirdiler. Bu sorunlar karşısında neler yaptıklarını anlattılar. Pandemi dönemine, işyerlerinde, okullarda, sağlık sistemindeki sorunlara, artan şiddete, ayrımcılık ve ırkçılığa dek birçok konunun dile getirildiği tartışmalarda, Belarus ve Polonya sınırındaki göçmen krizi, iklim değişikliği konferansı gibi güncel gelişmeler de ele alındı. Pandemi döneminde artan adaletsizlikler, yoksulluk, dünyanın birçok ülkesinde işçi ve emekçilerin grev hakkı, sendikal hakları, özgürlükleri, ifade ve toplanma özgürlüğü hakkının kısıtlanması da birçok yönüyle gündeme getirilerek tartışıldı. Kadınların bu sorunlardan nasıl etkilendiği ise bazen günlük yaşamdan örneklerle, bazen istatistiklerle ortaya konuldu.

SAĞLIKÇILARIN ÇALIŞMA KOŞULLARI TÜM HALKIN SORUNU
Sağlık alanında bakım, hemşire, temizlik işçisi olarak çalışan delegeler, sağlık alanında yapılan kısıtlamalardan, elaman eksikliğinden, çalışma saatlerinin uzamasından, hastanelerin kapatılmasından, yoğun ve yorucu tempoda çalışmalarından bahsederek bu alanda yaşanan sorunlara yönelik taleplerin hem çalışanlar hem de halkın bütünü açısından yaşamsal öneme sahip olduğunu vurguladılar.

HER GÜN OKULA 3 MASKE AİLELERDEN İSTENİYOR
Enflasyonun artmasının, konut, enerji, temel gıda ve ulaşıma durmadan zam gelmesinin, yoksulluğu arttırdığını belirten delegeler, kadınların ağırlıklı olarak düşük ücretli işlerde istihdam edildiğine, hem çalışırken hem de emekliliklerinde yoksullaştığına dikkat çekti.

3 çocuk annesi olduğunu söyleyen bir delege, okullarda halen yapılmayan havalandırma sistemlerinden dem vurarak çocuklarının battaniyelerle, montlarla titreyerek ders yaptığını, her bir çocuğunun okula günde 3 maske götürmesi gerektiğini ifade etti. Pandeminin başından beri GKB’nin de talebi olan ücretsiz maske, havalandırma sistemlerinin kurulması, online eğitimde ve eğitimin bütün aşamalarında her çocuğun eğitime eşit erişiminin sağlanması talebi delegelerin alkışlarıyla karşılandı.

14 BİN KADIN ÇOCUKLARIYLA AÇIKTA
Pandemi döneminde şiddetin arttığı, önlemlerin ve sığınma evlerinin yetersiz olduğu, hali hazırda Almanya çapında 14 bin kadının çocuklarıyla birlikte açıkta kaldığı da önemli bir gündem olan kongrede, imzalanan uluslararası anlaşmaların gereklerinin yerine getirilmesi ve çekincesiz uygulanması talep edildi.

DAYANIŞMA YAŞATIR
Son üç yılda uluslararası kadın dernekleri ve kadın hareketleriyle ortak sorun ve talepler için dayanışma içinde olduklarını dile getiren kadınlar, mültecilerin, Fridays For Future eylemlerini örgütleyenlerin, İsviçre’de grev yapan kadınların, temizlik işçilerinin, sağlık çalışanlarının, Polonya’da kürtaj yasasının sertleştirilmesini ya da Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi’nin feshi kararını protesto eden kadın hareketinin taleplerini; eylemler, açıklamalar, ortak imza kampanyaları ile desteklediklerini belirttiler.

KONGREYE DAYANIŞMA MESAJLARI
Kongreye çeşitli kadın örgütleri ve grupları da görüntülü mesajlar göndererek kongre delegelerini selamladı, başarılar diledi, dayanışmanın önemine değindi. Alman Kadın Konseyi Başkanı Dr. Beate von Miquel, Damigra Genel Müdürü Dr. Delal Atmaca,
Türkiye’de Ekmek ve Gül’den Sevda Karaca, İngiltere’den DAYMER Kadınları, IG Bau Sendikası Federal Kadın Sekreteri, DIDF Gençlik Kadın Grubu ve Büyükanneler Sağa Karşı İnisiyatifi’nin mesajları delegelerin coşkulu alkışlarıyla karşılandı. Kongreye katılarak konuşma yapan DİDF Genel Başkanı Zeynep Ekşi yaşanılan sorunlara değinerek kadınları birlikte mücadeleye çağırdı.

PANDEMİ YAN YANA GELMEYE ENGEL OLAMADI
Göçmen Kadınlar Birliği’nin çalışmalarının değerlendirildiği oturumlarda çok sayıda delege söz alarak 2018 Mayıs ayında gerçekleştirdikleri kongrelerinden sonra alınan kararları yaşama geçirmek, kadınları bir araya getirecek etkinlikler düzenlemek, gelişmelere ve sorunlara yönelik çalışmalar sürdürmek için neler yaptıklarını anlattılar. Kurslar, kültürel etkinlikler düzenlediklerini, Almanya çapında sosyal hareketin gerçekleştirdiği eylemlere kadınları seferber etmeye çalıştıklarını ifade ettiler. Ancak bu çabanın içinde oldukları tam da 8 Martlara hazırlandıkları dönemde ortaya çıkan pandemi, ardından kapanmaların ister istemez çalışmalarını sekteye uğrattığını söylediler.
Artan yükler, ev ve bakım işlerinin sonuçlarıyla boğuşmak ama bu tablonun içerisinde birbiriyle temas içinde olmak için yaratıcı yöntemler geliştirmeye çalıştıklarını söyleyen kadınlar, zaman zaman çalışmaların geriye düştüğü, etraflarındaki kadınları harekete geçirmekte zorlandıkları örnekleri de yaşadıklarına değindiler. Dijital ortamlarda gerek merkezi gerek yerel, eğitim, sağlık, şiddet, kadınların mücadele tarihi gibi bir çok konuyu ele aldıkları toplantılar düzenlediklerini, online atölyelerde kursları sürdürdüklerini belirttiler. Kapanma dönemlerinde ikili üçlü buluşmalara devam ettiklerini, buluşabilme olanaklarının ortaya çıkmasıyla birlikte kurslar ve toplantıları da yeniden örgütlediklerini söylediler. “Daha fazla kadına nasıl ulaşabiliriz, ulaştığımız kadınları çalışmamızın aktif unsurları haline nasıl getiririz, çalışmalarımızı nasıl çeşitlendiririz ve kadınları talepleri için eyleme geçmesini nasıl sağlayabiliriz?” sorularına birlikte yanıt aradılar.

KONGRE KARARLARINDAN
Kongreye delegeleri, çalışmalarını nasıl zenginleştireceklerinden önümüzdeki dönem sürdürecekleri çalışmalara birçok karar aldılar. Tüm personel ve teknik gereksinimlerle birlikte eğitim sisteminin yenilenmesi, eğitimde eşitliğin sağlanması, İstanbul Sözleşmesi’nin tüm ülkelerde ve Almanya’da koşulsuz ve tutarlı bir şekilde uygulanması, CEDAW’ın uygulanması ve ILO 190 Sözleşmesi’nin onaylanması, sağlık alanında kısıtlamalara, hastanelerin kapatılmasına son verilmesi, sağlık çalışanlarının taleplerinin dikkate alınması, sağlıkta ve bilimsel araştırmalarda kadın sağlığı da göz önünde bulundurularak ayrımcılığa son verilmesi, bakım işlerinin toplumsallaştırılması, 218, 219 paragraflarının ceza yasalarından çıkarılarak kürtaja ilişkin yasaların bir hak olarak yeniden düzenlenmesi gibi bir çok talep ortaya kondu.

YAŞAMAYA YETECEK ÜCRET!
Milyonlarca işçi ve emekçi tam gün çalışmalarına rağmen yoksulluk içinde yaşamak zorunda. Federal İstatistik Dairesi (Destatis) verilerine göre Almanya’da tam gün çalışan işçi ve emekçilerin beşte biri (4 milyon) düşük ücretli işlerde çalışıyor. Ücretleri insanca bir yaşam için yetmediği için yaklaşık bir milyon işçi Hartz IV’e (işsizlik ve sosyal yardım) başvurmak zorunda.
Yasal asgari saat ücret şu an brüt 9,60 € düzeyinde. 1 Ocak 2022’de ise bu miktar 9,82 € düzeyine çıkacak. Bu miktar insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlamak için yeterli değil. “İnsan onuruna yaraşır” bir yaşam sadece barınma ve beslenme giderleriyle sınırlı değil. Ücretin sosyal, kültürel ve siyasal yaşama bütünüyle katılımı da güvenceye alması gerekir
YARDIM ALMADAN GEÇİNMEK İÇİN ASGARİ ÜCRET ARTIRILMALI
Federal Hükümet 2017 yılında emeklilik maaşı ile ilgili verilen bir soru önergesine verdiği yanıtta 45 yıl aralıksız tam gün çalışan bir işçinin temel geçim (Grundsicherungsniveau) düzeyinin üzerinde emeklilik maaşı alabilmesi için en azından 12,80 € brüt saat ücreti alması gerektiğini bildirmişti. Aynı hükümet, büyük bir şehirde kira yardımı almadan geçinebilmek için brüt saat ücretinin düzeyinin ise 13,69 € olması gerektiğini açıklamıştı.
Bu rakamların açıklanmasının üzerinden dört yıl geçtiği ve hızla artan enflasyon oranı gözetildiğinde, çalışırken ve yaşlılık döneminde yoksulluk çekmemek için asgari saat ücretinin brüt 15 € olması gerekmektedir. Aynı zamanda yasal asgari saat ücreti, ülkedeki ücret toplu sözleşmelerinde elde edilen genel ücret artışına ve enflasyon oranına endekslenerek altı ayda bir güncelleştirilmeli.

‘YAŞANABİLİR BİR DÜNYA İSTİYORUZ’
Glasgow’da yapılan 26. İklim Zirvesi, doğanın talanı da kongrenin gündemlerinden biriydi: “İki yıldan uzun bir süredir dünyanın değişik ülkelerinde on binlerce genç cuma günleri doğanın korunması ve küresel ısınmaya karşı ciddi önlemler alınması için okulları boykot ederek sokaklara çıkıyorlar. Bu gençler, Glasgow Zirvesini ‘skandal’ olarak değerlendiriyor. Biz de gençlere katılıyoruz: Küresel ısınmanın önlenmesi, doğanın korunması, yaşanabilir bir dünya için birlikte mücadele etmeliyiz. Tekellerin finanse ettiği zirvelerde tekellerin lobiciliğini yapan politikacılara güvenmiyoruz. Geleceğimizi kendi ellerimize alacağız! Biz, Göçmen Kadınlar Birliği 8. Kongresi delegeleri olarak bizim ve gelecek nesiller için yaşanabilir bir dünya istiyoruz. Bunun için yaşamın her alanında mücadele edeceğiz ve ilişkide olduğumuz bütün kadın örgütlerini ve kadınları harekete geçirmek için tüm gücümüzle çabalayacağız.”

,