Kitap bavulumuzu hazırlıyoruz!

Foto: @gundeliklakirdilar

 

Elif Çiğdem Artan

Haziran ayıyla birlikte yılın en sevdiğimiz zamanı da geldi: Yaz tatili! Bavulları hazırlarken bu yaz okuyacağımız kitapları da düşünmeye başladık. Özellikle Türkiye’de yapacağımız kitapçı ziyaretlerini düşündükçe de heyecanlandık. Adettendir her sene “bu yaz plajda okunacak kitaplar” listesi çıkar gazetelerde ve dergilerde. Sezonun son popüler yayınları tanıtılır, birçoğu da “yaz konseptine” uygun “hafif” kitaplardır. Bizim listenin yazı-kışı ve hatta zamanı yok. Son çıkanlar listesinden kadınlar da var, dönüp dönüp okuma ihtiyacı hissettiklerimiz de.

İzin süresine sığdıramadığımız kitapları yanımızda getireceğiz tabii ki. Sonra daha aramızda takas edeceğiz, kitaplar üstüne birlikte düşüneceğiz.

O zaman herkese güneşli günler. Tatil sonrası okuduklarımızı tartışmak üzere görüşürüz!

* Metinler, kitap tanıtım dosyalarından alınmıştır.

 

Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu – Sevgi Soysal
Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, 1976 yılında Politika gazetesinde tefrika olarak yayımlandığında gerçekçiliği ile Sevgi Soysal’ı 12 Mart’ın simge yazarı yapmıştı. Faşizmin olduğu kadar, insancıllığı ve yaşamı yadısyan bir devrimciliğin de, aslolanın hayat olduğunu en iyi bilen kadınlar karşısında düştüğü durumları anlatan bu kitap, Sevgi Soysal’ın ince alaycılığının belki de en yetkin örneğidir…

 

Hanımların Dikkatine – Seray Şahiner
„Bir adamı onun hem annesi, hem sevgilisi, hem metresi, hem en yakın arkadaşı, hem kızı, hem de inşallah karısı olabileceğine inandırmak; işte asıl kadınlık buydu Ayşe’ye göre. Mehmet’i başka kadınlarla yatmaktan alıkoymak biyolojik bir meseleydi, ama onu hayatında başrol oynayacak başka kadınlardan vazgeçirmek, bir kampanya gerektirirdi.“ Gelin Başı adlı kitabıyla okurlardan ve edebiyat dünyasından büyük övgüler alan Seray Şahiner’den yeni öyküler… Hanımların Dikkatine’de aynı günde geçen dokuz öykü yer alıyor. Filmlerden öğrenilen aşk, masallardan kurgulanan gelecek; reklam kampanyalarının sunduğu ilişki modelleri, pozitif düşünce kitaplarının aktardığı iyimserlik; sağlık formlarının sorguladığı cinsellik; banka müşteri hizmetlerinin belirlediği „memnuniyet“ kriterleri, GSM operatörlerinin modellediği „iletişim“den kotardıklarıyla kendilerine bir hayat biçmeye çalışan kadınlar… Tüm sesleri, tüm renkleriyle; içeriden ve dışarıdan.

 

Pala Hayriye – Figen Şakacı
Pala Hayriye, neşeli, meydan okuyan, direnen bir kadının hikayesi… Figen Şakacı, Bitirgen’le başladığı büyüme hikayesine Pala Hayriye’yle devam ediyor.

 

Daktiloya Çekilmiş Şiirler – Nilgün Marmara
Yerleşik yabancılığın acısı
Öz düşmanları kendilerinin sevgisiz bilisiz ve acımasız kabukluların zincirlediği kara tamlama.
Bir neden yabancıya? Bir neden yerleşiğe?
Bir neden yerleşik yabancıya? Susturduklarından sonsuzun dilini, Dışıyla gerçeğin çizgisini kalın koca leş doğrusuyla belirleme.
Bakıldığında göz değirmisinden bir çiçek dürbünün değil midir renklenme olasılıkları tabanında görülen parçacıkların yoksamak kurutan kısır umutları, geleneksel tanrıları, sürülerin çorak gerçekliğini ve kanatlanarak yaşamak kendi dağılımında…

 

Çocukluğun Soğuk Geceleri: Tezer Özlü
Tezer Özlü’nün bu ilk romanı, yaşamın yalnızca başlangıcını oluşturmakla kalmayan, sürekli dönülen, belki de hiç çıkılamayan çocukluğu yansıtıyor. Yetişkinlerin, topkı çocukluğa olduğu gibi, farklılığa da aman vermeyen dünyasına karşı yazar anıların çıplak gerçekliğine sığınıyor.

 

Manşetleri Gör Aklını Kaçırırsın: 90’lı Yıllarda Gazetecilik – Burcu Karakaş
Öldürülen gazeteciler, bombalanan gazete binaları, yazılamayan haberler, gizlenen gerçekler… Türkiye tarihinin en can yakıcı dönemlerinden biri olan 90’lı yıllar, medyayı da derinden etkiledi. Gezi Parkı eylemleri sırasında şimşekleri üstüne çeken basın kuruluşları için ne sansür ne de baskı ortamı yeni bir meseleydi.
Burcu Karakaş, İstanbul ve Ankara merkezli çalışan gazetecilerle yaptığı röportajlar ve arşivden notlarla 90’lı yıllarda gazeteciliğin resmini çiziyor.

 

Bizim Gizli Bir Hikayemiz Var: Dağdan Anneliğe Kadınlar
“Onlar bizim ne yaşadığımızı bilmiyorlar. Bizi diğer anneler gibi düşünüyorlar, ama bizim gizli bir hikâyemiz var. O gizli hikâyeyi çocuklarımız bilmeli. İçinde ne varsa… Ama buna hazır oldukları zaman öğrenmeliler.”

“Aslında birçok şey de yaşanmadan anlatılmıyor. Düşün küçücük yaşta yaşadıklarını; sürgün, sürgünden dağa, dağdan buraya, buradan anneliğe… Bu kadar şeyi, hepsini bir hayata sığdırmak…”

Dağlarda başlayan hikâyeleri Güney Kürdistan’a, İsviçre’ye, Almanya’ya, Belçika’ya uzanan kadınlar… Geçmişte PKK’ye katılmış, bugün ise yurtdışında sürdürmek zorunda kaldıkları hayatlarına çocuklarıyla bağlanan, eski gerilla anneler… Her biri, gerillaya katılma sebeplerinden ve örgütteki deneyimlerinden başlayarak ayrılma süreçlerini, anılarını, kırgınlıklarını ve en önemlisi, annelik hallerini anlatıyorlar. Berivan Bingöl, yıllarca dağda kalarak gerilla hayatı yaşamış kadınların çocuklarıyla olan ilişkilerine duyduğu merakın peşine düşmüş, ülke ülke gezerek onları dinlemiş, kelimelerini yazıya dökmüş. Şimdi yirmi kadın, sözleriyle bize yirmi ayrı dünyanın kapısını açıyor. Kitapta, çok şey görmüş, yaşamış bu kadınların yalnızca çocuklarıyla olan ilişkilerine değil, aynı zamanda onların toplumla, devletle, örgütün kimi yapılarıyla, milliyetçi ve cinsiyetçi kalıplarla olan mücadelelerine tanık olacaksınız.

 

Küçük Feministin Kitabı – Sassa Buregren, Ünzile Tekin
Her kız çocuğu, okulda, sokakta, parkta, hayatının bir aşamasında erkeklerin egemen olduğu bir dünyada yaşadığını ve kendisine oğlanlardan başka bir biçimde muamele edildiğini fark eder. Güldünya Yayınları’nın yeni kitabı Küçük Feministin Kitabı, bu âna ulaşmış kız çocukları için.

Feminist çocuk ve gençlik edebiyatının kült eserlerinden biri olan kitap İsveçli yazar ve sanatçı Sassa Buregren’in kaleminden çıkan uzun yıllar dünyanın farklı yerlerindeki küçük kızlara ulaştı.

İsveç’te yaşayan Ebba bir gazete haberini okurken adeta bir aydınlanma yaşar ve kadınlarla erkekler üzerine düşünmeye başlar. Sonra, gözlemlediği haksızlığa karşı neler yapabileceğini anneannesiyle ve arkadaşlarıyla konuşmaya başlar.

Bu işler hep böyle miydi, bunun bir çaresi yok mudur, bu konuda hangi yazarlar, ne zaman, neler yazdılar? Sınıfta sözünü kesen oğlanlarla, kızlara kendilerini kötü hissettiren reklamlarla vb. nasıl baş edebiliriz?

Dünyanın en iyi feminist çocuk kitapları arasında sayılan Küçük Feministin Kitabı, Türkiye’ye uyarlanmış önerileriyle Güldünya Yayınları’nda.

 

Surönü Diyalogları – Oya Baydar
Yaşamakta olduğumuz acılı günlerde, Diyarbakır Surönü’nde bir tanıklık, yüzleşme ve kendimizle hesaplaşma denemesi… Batı’dan gelen Türk’ün bakışı ile yakılıp yıkılmış bölge insanının içeriden bakışının dramatik karşılaşması. „Hendekçi çocukları hendeklerin arkasından çıkarıp önüne geçirmek için ne yaptık? Onlara eşit ve özgür yaşayacakları bir ülke verebildik mi?“ sorusuna cesur ve içten bir cevap arayışı.

Her ölümün bizi birbirimizden biraz daha uzaklaştırdığı bu savaş günlerinde, Oya Baydar barışı neden bir kez daha ıskaladığımızı iki tarafa da soruyor.

Siyaseti aşan, yürekten gelen, duygularla örülmüş bir barış çığlığı…

 

İreadenin İyimserliği – Aksu Bora (ed.)
21. Yüzyıl için „kadınların yüzyılı“ dendi, bunun bazı haklı sebepleri de vardı; ama kadınlık tecrübesinin önemli kısmı hâlâ görünmüyor, sayılmıyor, temsil edilmiyor. Evet kadınlar daha çok görünüyorlar, onlar hakkında daha çok konuşuluyor ama hangi hikâyeler içinde? Kadınlar kendi hikâyelerini ne kadar anlatabiliyorlar? Belki şöyle sormak daha doğru olur: Kadınlar kendi hikâyelerini ne kadar yaratabiliyorlar? Çünkü bilirsiniz, temsilin bir güçlüğü, hep önceden anlatılmış bir hikâyeye düşmesidir; onun için temsil ile rol birbirine karışır pek çok zaman, kendinizi yazılmış bir piyeste figüran buluvermeniz işten değildir.

İradenin İyimserliği, kendi hikâyelerini yaratan kadınlar hakkında bir kitap. İçine itilip durduğumuz hikâyelere düşmemek için ihtiyacımız olan şey, iradenin iyimserliği; kendi hikâyelerimizi yaratma iradesi.

,