Yaşamlarımızı savunuyor, sokaklara çıkıyor, şiddete hayır diyoruz!

Dünyanın hemen her köşesinde. sokaklarda, evlerimizin içinde, işyerlerinde, nefes aldığımız her yerde, her üç kadından biri şiddete uğruyor. Ben, sen , o… Bir, iki, üç. Binlerce kadın ve kız çocuğu kadın olduğu için öldürülüyor. Tacize, tecavüze uğruyor.

Kadına yönelik şiddet, kız çocuklarının yetiştirilmesinde, cinse göre meslek seçiminde, evde ki görev paylaşımında, ücret eşitsizliğinde, medya tarafından yaygınlaştırılan cinsiyetçi kadın rollerinde ya da yasaların uygulanmasında bir çok yönüyle karşımıza çıkıyor. Bizi kuşatıyor, nefes almamızı engelliyor, özgür ve eşit bireyler olarak yaşama katılmamıza engel oluyor.

Kadına yönelik şiddetin tartışılma biçimleri, sorunların nedenleriyle hesaplaşmanın önüne geçmekten, bizi kuşatan toplumsal sorunlardan bağımsızmış gibi gösterilip bireyselleştirilerek gerçeklerin üzerini örtmekten, kanıksanmasına yol açmaktan başka bir işe yaramıyor.

Her yıl, 25 Kasım, 14 Şubat ya da 8 Mart gibi mücadele günlerimizde, sığınma evlerinin yetersizliğini, gerekli bütçe ayrılmamasını protesto etmekten, yasaların istisnasız herkes için uygulanmasını istemekten, kadına yönelik şiddetin kültürel, etnik sorunmuş gibi gösterilmesinden, şiddete uğrayanların kendini açıklamak zorunda kalmasından, sorunlarımızın ırkçı ayrımcı örgütlenmelerin önyargı ve düşmanlıkları körüklemek için kullanmasından bıktık usandık.

Artık yeter!
Yaşadıklarımızın tekil olmadığını, şiddetin yaşadığımız sistemden beslendiğini, ürediğini biliyoruz. Rakamların ne denli ürkütücü olduğu ortadayken, taleplerimizin yaşama geçmesinin aciliyet taşıdığı biliniyorken, bu vurdumduymazlık kadınların bile isteye şiddete maruz kalmasına davetiye çıkarmaktadır.
Artık yeter!
Yaşam biçimlerimize karışılmasına, nasıl davranıp ne giyeceğimize, nasıl oturup kalkacağımıza, kaç çocuk doğuracağımıza ya da doğurmayacağımıza bizim adımıza karar verilmesine, emeğimize ve bedenimize yönelik sömürüye, şiddetin her türüne karşı çıkıyor. Hayır diyoruz.

Artık yeter!
Meksika’da, Türkiye’de, Almanya’da, Hindistan’da ya da diğer ülkelerde öldürülen kadınlarla, “gözümü masanın kenarına çarptım ondan morardı” dediği sırada gözyaşlarını içine akıtan kızkardeşlerimizle, Hessen’de 219a paragrafından yargılanan doktorla, İrlanda’da “bu rıza değil” diyerek 17 yaşındaki genç kızın tanga giymesini gerekçe göstererek tecavüzcü hakkında beraat kararı verilmesini protesto eden kadınlarla, Metoo hashtag”iyle eylemlere katılan işçi kadınlarla, Almanya’da gerçekleşen son eylemlerde ırkçılık ve cinsiyetçiliğe karşı rengarenk pankartları taşıyanlarla, eşten bağımsız oturma izni almak için gün sayanlarla dayanışma içindeyiz ve taleplerimizi ancak birlikte dile getirirsek, birleşirsek, cesaretle savunursak gerçekleşebileceğinin bilincindeyiz.

Bu yüzden bütün kadınları 25 Kasım’da Almanya’nın bir çok şehrinde yapılan eylemlere, etkinliklere katılmaya çağırıyoruz.

Ben, sen, o… Bir, iki, üç dememek için.

Sokağa çık! Sesini çıkar!
Cesaret et!
Dayanışmayı yükselt!

siddet 25 kasim tr_Layout 1

,